|
Yazan Ayhan AKSOY
|
|
Çarşamba, 17 Mart 2010 |
|
Bu yıl iki basamaklı yapılacak sınav hakkında bilgi veren ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, sınavlarda hangi testlerin olacağını ve kaç soru sorulacağını, puanlamanın nasıl yapılacağını açıkladı.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, üniversiteye giriş sınavıyla ilgili soruları yanıtladı.
Sınavın bu yıl iki basamaklı yapılacağını hatırlatan Yarımağan, neden sistem değişikliği yapıldığı sorusuna cevabı şu sözlerle anlattı: "Tek basamaklı sınava geçişin ana nedeni, öğrencilere ortak müfredata dayalı testler vermekti. 1999’dan itibaren uygulandı. Fakat bu sistemin sakıncaları görüldü. Özellikle lisenin 9. sınıfındaki derslere öğrenciler pek ilgi göstermedi. Öğrenciler üniversiteye bilgi açısından da yetersiz gelmeye başladı. O yüzden tekrar bir değişiklik yaptık. Değişiklik yaparken olduğu gibi geriye dönmek yerine, kademeli bir iyileştirme yapmaya çalıştık. 2006 yılında önce içeriği değiştirdik, 2010’da da uygulamayı değiştiriyoruz."
Soruların önceki yıllardan farklı olmayacağını belirten Ünal Yarımağan, şöyle konuştu: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazan Ayhan AKSOY
|
|
Çarşamba, 17 Mart 2010 |
|
Hücreyi koruyup dış etkenlerden izole eden yapı bildiğiniz gibi hücreyi saran bir zardır. Zar denilen yapı insan kulağına gayet basit bir yapı gibi gelsede bir hücre zarındaki yapılar bile insanı hayrete düşürmeye yetmektedir. Zarın yapısı temelde yağ ve protein moleküllerinden oluşur. Fakat buna ilave olarak zar üzerinde yardımcı birçok yapı vardır. Mesela zar üzerinde iyon ve molekül pompaları bulunur. Bu pompalar hücrenin dışındaki birçok maddeyi hücre içine transfer etmekle görevlidir. Bazı özelleşmiş proteinler ise zara homojen bir şekile dağılarak çeşitli fonksiyonlar üstlenmiştir."Seçici geçirgen" kelimesini sanıyoruzki ortaokuldan beri duymuşsunuzdur. Bir zar nasıl olurda bir maddenin gecişine izin verirken diğerinin gecişini durdurur?.Bu halen tam olarak açıklık kazanamamış fizyolojik bir durumdur.Yapılan araştırmalar, hücrenin zarının bile sanıldığından çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 17 Mart 2010 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazan Ayhan AKSOY
|
|
Cuma, 13 Kasım 2009 |
|
![]() 
Domuz gribi nedir? Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır. Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır? Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır. Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır? Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir. |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 13 Kasım 2009 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
DOMUZ GRİBİ ÖLDÜRÜCÜMÜ DÜR? |
|
|
|
|
Yazan Ayhan AKSOY
|
|
Pazartesi, 02 Kasım 2009 |
|
Uzmanlara göre domuz gribinin öldürücülüğüyle mevsimsel gribin öldürücülük oranı neredeyse aynı... Hatta kuş gribi domuz gribinden binlerce kez daha öldürücü... Fakat bize böyle lanse edilmiyor. |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Kasım 2009 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazan Alıntıdır
|
|
Perşembe, 08 Ekim 2009 |
 Biyolojik saat: Belirli aralıklarla tekrarlanan davranış şekillerini ifade eder. Bu davranışlar, günlük, aylık, mevsimlik, yıllık olabilir. İnsanın fizyolojik etkinliklerinin çoğu ,günlük ritimler gösterir. Son araştırmalara göre bu özellik ,beyinde bulunan ve pineal bez denilen ışığa duyarlı bir yapı tarafından düzenlenmektedir. Bu yapı, ışığın azalmasına bağlı olarak melatonin denen bir hormon salgılar. Melatonin seratonin hormonundan ışığın olmadığı durumlarda üretilir. Salgılanması karanlıkta artar, ışıkta durur. Bu yolla uyku ve uyanıklılık zamanı ayarlanır. Melatonin canlıdaki düzenleyici rolünü engellemelerle yapar. Örn: Yaban hayatta günlerin kısalması melatonin hormonunun döngüsel salgılanma süresini artırdığı için üreme sistemine olumsuz etki yaparak üreme etkinliğini durdurur. |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Ekim 2009 )
|
|
|
Yazan Alıntıdır
|
|
Perşembe, 08 Ekim 2009 |
|
Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı bal tebliğinde ''bal, arıların çiçek nektarlarını bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra kendine özgü maddeler karıştırarak değişikliğe uğratıp bal peteklerine depoladıkları tatlı madde'' olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı gibi bal saf ve doğal olmalıdır. Balın kimyasal yapısı Genel olarak balın yaklaşık % 80'i değişik şekerlerden, % 17'si sudan meydana gelir. Geri kalan % 3'lük kısım başta enzimler olmak üzere diğer değerli maddelerden oluşur. Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, aliminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineraller vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı olarak ta kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için tercih edilirler.Balın yapısındaki enzimlerin bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden gelir. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı yüksek olup bu ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Ekim 2009 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazan Alıntıdır
|
|
Perşembe, 08 Ekim 2009 |
|
Arılar, bitkilerin tozlaşması ve çeşitli arı ürünleri için yetiştirilir. Bal arısı her polen seferinde ortalama 100 çiçeği dolaşmakta ve toplam ağırlığı 20 mgr'ı bulan(beş milyon tane) polen toplamaktadır. Bir arı ailesi yılda kovana 40 kg kadar polen taşır. |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Ekim 2009 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazan ¬lif özşık
|
|
Cuma, 20 Mart 2009 |
|
ßiR ArıNın HikAyEsi
Hiç merak ettinizmi acaba arılar niçin bal yapar ?.Bir arı yaşamı boyunca ortalama olarak 3 - 4 damla bal üretebilir. Fakat ürettiği bu bal bile kendi besin ihtiyacının çok üzerindedir.Bu ise insanın aklına kocaman bir soru işaretinide beraberinde getirmektedir. |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 03 Nisan 2009 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|