| Anasayfa | YILLIK PLANLAR | Günlük Planlar | Sunular | Müfredatlar | Arama | İletişim Formu | Linkler | Ziyaretçi Defteri |
  İÇERİK EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ İÇERİK EKLEYİNİZ
Ana Menü
Ana Sayfa
Biyolojik Forum
Sizden Gelenler (Test)
Testler
Biyoloji Sözlüğü
Sağlık Bilgileri
Kanser Hakkında !
Çevre Koruma Kulübü
İlginç Bilgiler
Dünyanın Enleri (YENİ !)
Gerekli Dökümanlar
Döküman Arşivi
Site Haritası
ÖSS Biyoloji Soruları ve Cevapları
2011 2012 Çalışma Takvimi MEB
Ziyaretçi Defteri
İletisim Formu
Anket Sonuçları
Yararlı Linkler
  T.C.  kimlik  numarası
  Vergi  kimlik numarası
  Bilinmeyen  numaralar
  Araç bilgi Sorgulama
  İngilizce.Türkçe sözlük
  Ösym  sınav sonuçları
  AÖF  sınav  sonuçları
  Türk Dil Kurumu
  Online Haberler (ntvmsnbc)
  Kurumlar.biz
  Resmi Gazete
  Memur Haberleri
  Saime Salih Konca Lisesi

Online Ziyaretçiler
Şuanda 7 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Bugün10
Dün345
Bu Hafta1067
Bu Ay2028
Toplam317727

Saat Takvim
Editor Girişi





Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Siteye Son Eklenenler
2011 2012 Çalışma Takvimi MEB
2011-2012-12.-SINIF-BIYOLOJI-YILLIK-PLANI
2011-2012-11.-SINIF-BIYOLOJI-YILLIK-PLANI
2011-2012-10.-SINIF-BIYOLOJI-YILLIK-PLANI
2011-2012-9.-SINIF-BIYOLOJI-YILLIK-PLANI
2011-2012 PROJE HAZIRLAMA DERS PLANI
2011-2012 SAGLIK BILGISI DERS PLANI
2011-2012 Biyoloj ve Saglik Bilgisi Zumre Tutanagi
Bitkilerde Üreme
Çiçekli Bitkilerde Üreme
....
En Çok İndirilenler
12. SINIF GÜNLÜK DERS PLANI 2
Biyoloji 9 Yeni Müfredatı
Genetik
Hayvansal dokular
Sınıflandırma
FOTOSENTEZ
2008-2009 I DÖNEM BİYOLOJİ ZÜMRE TUTANAĞI
Fotosentez
OKSİJENSİZ SOLUNUM - Test
Yeni 10. Sınıf Biyoloji Müfredatı
....
Ders Notları
Lise 1
Lise 2
Lise 3
Lise 4
BAL NEDİR ? PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 9
Kötüİyi 
Yazan Alıntıdır   
Perşembe, 08 Ekim 2009

      Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı bal tebliğinde ''bal, arıların çiçek nektarlarını bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra kendine özgü maddeler karıştırarak değişikliğe uğratıp bal peteklerine depoladıkları tatlı madde'' olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı gibi bal saf ve doğal olmalıdır.

      Balın kimyasal yapısı Genel olarak balın yaklaşık % 80'i değişik şekerlerden, % 17'si sudan meydana gelir. Geri kalan % 3'lük kısım başta enzimler olmak üzere diğer değerli maddelerden oluşur. Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, aliminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineraller vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı olarak ta kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için tercih edilirler.Balın yapısındaki enzimlerin bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden gelir. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı yüksek olup bu ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur. 
 
BALIN FİZYOLOJİK ETKİLERİ

Bal insanoğlunun tükettiği en eski gıdaların başında gelmektedir.Bal binlerce yıldan beri hem enerji sağlayan değerli bir besin maddesi olarak, hem de yara ve yanıkların tedavisinde ve bir çok hastalıklarda ilaç niyetine kullanılmaktadır. Balın şifa verici özellikleri başta Kur'an olmak üzere birçok kutsal kitapta da belirtilmektedir.

Balın fizyolojik özellikleri ve kullanımı konusunda yüzlerce literatür bulunmaktadır.

BAL bir doğal enerji kaynağıdır. Bu nedenle bebekler, yaşlılar, sporcular, hasta ve düşkünlerle birlikte normal sağlıklı insanlar tarafından da severek ve bilinçli olarak tüketilmektedir.
BAL yeni doğan bebeklerde sütten yararlanmayı ve kemiklerde Kalsiyum fiksasyonunu artırmaktadır. Sadece süt ile beslenen bebeklerde oluşan kansızlığı (anemi) ve anorexia yı önlemektedir.
BAL iştah artırmakta, enerji ve direnç kazandırmaktadır.

BALIN SİNDİRİM SİSTEMİNEETKİLERİ

Bal besinlerin daha hızlı sindirilmesine neden olmakta, sindirim sistemi enfeksiyonlarında, kabızlığın giderilmesinde oniki parmak bağırsağı ülserlerinde, ve karaciğer rahatsızlıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

BALIN SOLUNUM SİSTEMİNE ETKİLERİ

Bal karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz, ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır.

BALIN YARA VE YANIKLARDA KULLANIMI

Bal günümüzde modern tıpta besleyici ve nemlendirici özelliği nedeniyle birçok kozmetik kremlerinde, açık yaralarda, yatak yaralarında, ülserlerde, ve yanıklarda doğrudan sürülen ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Bal enfeksiyonları önlemekte, doku oluşmasını hızlandırmakta ve yara ve yanık izlerini azaltmaktadır (Hutton 1966; Manjo, 1975; Armon, 1980 and Dumronglert, 1983). Eşit miktardaki Bal, çavdar unu ve zeytin yağı karışımı ile hazırlanan kremin günde 3 kez kullanımı ile inek ve atlarda görülen ve kangrene dönüşen yaraları dahi tedavi ettiği bildirilmektedir (Lu~hrs, 1935; Lu cke 1935)

BALIN GÖZ HASTALIKLARINDA KULLANIMI

Balın bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir (Mikhailov, 1950). Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan % 3 lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği bildirilmektedir.

ŞEKER HASTALIĞI VE BAL

Zaman zaman hakiki (!) balın şeker hastalığına iyi geldiği şeklinde yazılar çıkmakta veya söylentiler duyulmaktadır. Bunun bilimsel bir dayanağı yoktur ve yanlıştır. Bal da kan şekerini yükseltir ve fazla alındığında şeker hastalarını komaya sokabilir. Ancak eşit miktarda alınan bal, kan şekerini çay şekerine oranla daha az yükseltmektedir. Bu nedenle şeker yerine az miktarda bal kullanılabilir.

BALIN ANTİMİKROBİYEL AKTİVİTESİ

Balda mikrop üreyemez çünkü;

Şeker konsantrasyonu çok fazladır.
Balın pH sı 3.5-4.0 civarındadır.
Baldaki enzimler inhibin (H2O2) oluşmasına neden olur.
Not: Isıtılmış ballarda antimikrobiyel aktivite görülmez veya yok denecek kadar azdır.

BALIN KULLANIM ALANLARI

Sofralık olarak kullanımı (Petekli, süzme, krem bal, meyveli bal, aromalı bal, kuruyemişli bal, polenli bal, arı sütlü, propolisli bal vb.)
Gıda sanayiinde besin elementi veya tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır.
Pasta ve fırıncılıkta tatlandırıcı ve bayatlamayı önleyici olarak kullanılmaktadır.
Şeker, şekerleme, helva reçel ve marmelat sanayii.
Süt, yoğurt, dondurma sanayiinde.
Alkollü ve alkolsüz içki sanayiinde.
İlaç sanayiinde (Öksürük şurubu vb)

BAL VE APİTERAPİ :

Balın besin içeriğinin insan sağlığına etkisinin yanısıra olağanüstü bir özelliği de vardır ki, bu özellik antimikrobiyal aktivitesidir. Balın bu özelliği nedeniyle Hipokrat zamanından beri hastalıklarda tedavi edici bir araç olarak kullanıldığı bilinmektedir. Eski Mısırlıların; cerrahi pansumanda, göz iltihaplarının tedavisinde, Çinlilerin ve Hintlilerin de; çiçek hastalığının yayılmasını önlemede hasta vücudunu bal ile kapladıkları bilinmektedir.

Orta çağda, yara ve yanıkların bal ile tedavi edilmesi, kulak iltihabında; kulağa balın akıtılması, difteri vakalarında; çocukların ağız ve boğazlarına içten balın sürülmesi ilginçtir. Bazı Nijerya yerlileri balı halen öksürük kesici olarak kullanmaktadırlar.

İnsan vücuduna etki eden çoğu mikroorganizma balda yaşamını sürdürememektedir. Bal, temas ettiği mikroorganizmaları öldürdüğü gibi içerisinde de barındırmamaktadır. Öyle ki Mısır piramitlerinde bulunan ve Postum'da M.Ö. 6. asra ait çömlekler, içindeki balların biraz katılaşmakla beraber vasıflarını hiç kaybetmemesi, balda mikroorganizmaların yaşayamadığını tarihi bir gerçek olarak göstermektedir.

Tıbbi literatürde, İngiliz ve Amerikan hastanelerinde birinci sınıf mikrop öldürücü olarak bal kullanıldığını, Almanya'da yara ve soğuk algınlıklarından kaynaklanan hastalıklarda, baldan bu yönü ile istifade edildiğini görmekteyiz. Alman Dr. Zaiss'in mikrop öldürücü olarak balı tentürdiyot 'a tercih ettiğini belirtmesi de ilginçtir.

Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı 1981yılında Dünya Sağlık Formu tarafından da önerilmiş olup, Pharmaceutical Journal'da (Eczacılık Dergisi 1982) apse, çıban, göz yangıları, ishal, üriner sistem enfeksiyonları, dizanteri etkeni, deri ve ağız içi enfeksiyonlarına antimikrobiyal etkisinin olduğu rapor edilmiştir.

1992' de yayımlanan Bee World dergisinde, balın antimikrobiyal aktivitesi ile ilgili orijinal makalede Kur'an-ı Kerim'de ki konu ile ilgili ayetler verilmiş ve bu doğa üstü gıdanın insanlar için şifa kaynağı olduğu açıklanmıştır.

Balların antimikrobiyal aktivitesi için farklı mekanizmalar ileri sürülmüştür. İleri sürülen mekanizmalardan biri, balın sahip olduğu yüksek şeker konsantrasyonudur. Bir diğer sebebi de balda enzimsel olarak üretilen H2O2'dir. Üçüncü olarak da balın düşük pH'sıdır (ort. 3.2-4.5).

Balın çeşitli hastalıklara karşı tedavi edici özelliğini incelemek amacıyla birçok araştırma yapılmıştır. Bu konuyla ilgili ilgi çekici çalışmalardan birisi 1991'de King Suud Üniversitesi tarafından yapılanıdır. Yapılan bu çalışmanın sonunda gastrit ve oniki parmak bağırsağı ülserine sahip hastalara, alternatif bir tedavi olarak balın tek başına veya antimikrobiyal bir ajanla uygun bir bileşiminin kullanılması önerilmiştir.

Farklı bal tiplerinin antimikrobiyal etkileri arasında büyük değişiklikler vardır. Floral kaynakları farklı olan ballarda görülen varyasyon asitlik, ozmolarite, H2O2 ve diğer komponentlerin farklılığı nedeniyle olmaktadır. Lavanta, karahindiba, balçiği, ve kolza balları yüksek antimikrobiyal aktiviteye sahipken orman gülü, okaliptus ve portakal nispeten düşük aktivite göstermektedir.

Balın antimikrobiyal etkisini destekleyen bir başka bildiriş te , eşit miktarda bal, çavdar unu ve zeytin yağı karışımı ile hazırlanan kremin günde üç kez kullanımı ile inek ve atlarda görülen ve kangrene dönüşen yaraları dahi tedavi ettiği sonucuna varan Lucke'nin bildirişidir( Lucke, 1935).
Bal, karaciğer rahatsızlıklarında da başarı ile kullanılmaktadır. Bu başarıda balın antimikrobiyal etkisinin yanında, fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliği de önemli sayılabilir.

Balın çeşitli araştırmalar sonucunda, doku oluşmasını hızlandırdığı, yara ve yanık izlerini azalttığı (Arman, 1980; Dumronglert, 1983), bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir (Mikhailov, 1950). Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan % 3 lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği görülmüştür.





    www.genbilim.com

Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Ekim 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Site Tasarım ve Uygulama Yavuz BAĞLAR